
yetersizlik duygusu binlerce değişik kılıkta açığa vurabilir kendini. ilk kez hayvanat bahçesine götürülen üç çocuğa ilişkin bir anekdotu aktararak belki bunu somut şekilde anlatabilirim: bir aslan kafesinin önüne geldiklerinde çocuklardan biri annelerinin arkasına saklanarak şöyle der: "eve gitmek istiyorum." olduğu yerden kıpırdanamayan ikinci çocuk ise benzi sapsarı kesilip titreyerek: "hiç korkmuyorum; ama hiç!" der. aslana dik dik bakan üçüncü çocuk ise annesine dönüp: "yüzüne tüküreyim mi şunun?" diye sorar.
gerçekte üç çocuğun üçü de aslan karşısında bir yetersizlik duygusuna kapılmış; ama her biri içindeki duyguyu başka biçimde, kendi yaşam üslubuna uygun olarak dile getirmiştir.